Bu yazıyı yazıp yazmama konusunda tereddütler yaşadım. Bazılarının bazı yalanları doğruymuş gibi anlattığı bir ortamda yazmanın en anlamlı, en doğru eylem olacağını düşünerek bu kararı aldım.

Önümüzdeki aylarda -Nisan ortası olacak gibi görünüyor- bir takım adamların, aklımızla alay edercesine “cumhurbaşkanlığı sistemi” dediği; ama bal gibi adının başkanlık sistemi olduğunu bildiğimiz anayasa teklifinin referandumu gerçekleşecek.

Ama şu an içinde bulunduğumuz ortam, böyle bir rejim değişikliği kararının verilmesi için uygun mudur, o konu biraz şaibeli açıkcası. Öncelikle sormamız gereken soru: OHAL’de adil bir seçim olur mu?

Üniversitelerin KHK’lar ile boşaltıldığı, işlevini yerine getiremez duruma getirildiği bir ortam; nasıl demokratik bir hakkın kullanılacağı ortam olabilir? Hayır, ben sizden farklı düşünüyorum diyen herkesin öyle ya da böyle bir şekilde zulüme uğradığı bir ortamda demokrasiden söz edilebilir mi?

Ya da açıkça referandum da “Hayır” diyenlerin terörist gruplarca aynı görüşü dile getirdiği yani “terörist” olduğu dillendirilirken; bir demokrasiden söz edilebilir mi?

Türkiye’nin bütün mal varlığı bir gecede Varlık Fonu adı verilen Sayıştay denetimsiz bir anonim şirkete devredildi. Bu kurumların gelirlerinin seçimlerde kaynak olarak kullanılamayacağının garantisini kim verebilir?

Halk daha neyi oylayacağını bilmiyor

İlgili anayasa teklifi meclisten yangından mal kaçırır gibi geçirildi. Bizim verdiğimiz vergilerle bütçesi karşılanan TRT, anayasa teklifi görüşmelerinde mecliste yaşanan gelişmeleri yayınlamadı.

AKP, “Evet” oyunun “Güçlü Türkiye ve istikrar için” olduğunu vurguluyor. Ama nedense partiden bir kişi bile maddeleri halka anlatmıyor. Neden acaba?

Yazının başlığında da dediğim gibi, bu saatten sonra oyladığımız basit bir anayasa değişikliği referandumu değil. Hayatı oyluyoruz. Geleceği, yarınlarımızı oyluyoruz. Ve son olarak kim ne derse desin “Hayır” demek suç değil. Siz bakmayın öyle beylik laflara. Sandığa gidin ve vicdanınızla başbaşa özgürce seçimizi yapın: Daha güzel yarınlar mı, yoksa daha da bataklığa saplanmak mı?